Seni anlatabilmek… Kime ama? Bu düzenin, bu dört boyut zindanın, kâinat, sonsuzluk falan dedikleri bu ölümlü şakalar kaosunun nesine, neresine anlatmak?

Seni anlatabilmek… Kime ama? Bu düzenin, bu dört boyut zindanın, kâinat, sonsuzluk falan dedikleri bu ölümlü şakalar kaosunun nesine, neresine

Devam

Ve bizi biz eden amansız sevda, Atıp bir kıyıya iki zamanı, Yarının çocukları, gülleri için, Koymuş postasını, Görmüş restini. He canım, Sen getir üstünü.

Ve bizi biz eden amansız sevda, Atıp bir kıyıya iki zamanı, Yarının çocukları, gülleri için, Koymuş postasını, Görmüş restini. He

Devam

Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar, Nazlı, seher – sabah uykularımı, Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar, Haraç salmışlar üstüme. Ne İskender takmışım, Ne şah, ne sultan, Göçüp gitmişler gölgesiz! Selam etmişim dostuma, Ve dayatmışım… Görüyor musun?

Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar, Nazlı, seher – sabah uykularımı, Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar, Haraç salmışlar üstüme. Ne İskender takmışım,

Devam

Ne dost, ne güzel, ne ölünecek kızsın be! Bu bok hengâmede, bu deliler, aptallar, eşekzadeler ve kısırlıklara rağmen sen varsın. Sen yaşıyorsun. Veyl onlara ki seni tanımadan ölüp gitmişler! Veyl! Hâlâ da tanımayanlara. Gözlerinden öperim canım. Hemen yaz.

Ne dost, ne güzel, ne ölünecek kızsın be! Bu bok hengâmede, bu deliler, aptallar, eşekzadeler ve kısırlıklara rağmen sen varsın.

Devam

İyi ki varsın; dediğimiz kim varsa kendi ellerimizle yok etmedik mi? … geceye! Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin yitirmiş öpücükleri, payı yok, apansız inen akşamdan, bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene, seni anlatabilsem seni… yokluğun, cehennemin öbür adıdır, üşüyorum, kapama gözlerini.

İyi ki varsın; dediğimiz kim varsa kendi ellerimizle yok etmedik mi? … geceye! Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin yitirmiş öpücükleri, payı

Devam